Balık ve Sağlık

SAĞLIĞINIZ İÇİN HAFTADA EN AZ 2 KEZ BALIK TÜKETİNİZ.

 

   İnsanların en eski besin kaynaklarının başında gelen balık ve diğer deniz ürünlerinin sağlıklı beslenmede önemli bir yeri bulunmaktadır. Protein içeriği bakımından oldukça zengin olan balık, yumurta, et ve süt gibi iyi kaliteli protein kaynaklarındandır ve vücudun bu proteinlerden faydalanma oranı yüksektir. Balıketi, A vitamini, D vitamini K vitamini ve B grubu vitaminler (B1, B2, B6, B12) açısından zengindir.

Ayrıca, iyot, selenyum, fosfor, magnezyum ve çinko mineralleri bakımından da iyi bir kaynaktır. İnsan vücudunda üretilemeyen ve bu nedenle mutlaka besinler yoluyla vücuda alınması gereken yağ asitlerinden olan çoklu doymamış yağ asitleri, EPA (eikosapentoenoik asit) ve DHA (dokosaheksaenoik asit)’in en önemli kaynaklarındandır. EPA ve DHA; ülkemizde oldukça sık görülen kalp-damar hastalıkları, şeker hastalığı ve kanser gibi pek çok hastalıktan korunmada önemli sağlık etkilerine sahiptir.

Bu olumlu etkilerin sağlanabilmesi için haftada en az 2 kez (300g.) balık tüketilmesi önerilmektedir. Ancak ülkemizde balık tüketimi önerilen miktarların oldukça altındadır. Türkiye'de kişi başına balık tüketimi yılda 8 kilogram iken dünyada ortalama 16 kilogram, Avrupa Birliğinde (AB) 22 kilogramdır. Bu nedenle tüketiminin artırılması teşvik edilmelidir.

Özellikle beyin gelişiminin çok hızlı olduğu anne karnından başlayan ilk 0-3 yaş dönemi için balığın ayrı bir önemi vardır. Biyolojik değeri yüksek protein ve esansiyel  amino asit kaynağı olan balık, içerdiği omega-3 çoklu doymamış yağ asitleri  ile beyin gelişimine olumlu katkı sağlar. Bu nedenle özellikle gebelikten itibaren anne adaylarının ve 7. aydan itibaren tamamlayıcı beslenmeye başlayan bebeklerin tükettiği balığın beyin gelişimini olumlu yönde etkileyeceği belirtilmektedir.

Bununla birlikte, protein içeriği zengin olduğundan diğer besinlerde olduğu gibi balık da saklama, hazırlama ve pişirme kurallarına dikkat edilmediğinde kolaylıkla bozularak sağlık risklerine yol açabilmektedir. Bu nedenle vatandaşlar besinlerin sağlıklı ve güvenilir bir şekilde tüketilmesi konusunda bilgilendirilmelidir.

Özellikle soğuk kış günlerinde tüketilen balık, içerdiği yağ asitleri dolayısı ile bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesine destek olmaktadır. Kış mevsiminde güneşten fazla yararlanılamadığı için kemik ve diş sağlığında önemli olan D vitaminin karşılanmasında yine balık tüketimi önem kazanmaktadır.

Halk arasında balık ile süt ürünleri (yoğurt, ayran vb) ile bir arada tüketiminin zehirlenmeye neden olacağına dair yanlış bir kanı bulunmaktadır. Oysa ki, balık ve yoğurdun her ikisinin de taze olması durumunda bir arada tüketilmesi her hangi bir sağlık problemine neden olmamaktadır. 

SEVGİLİ MÜŞTERİLERİM ; ÖZELLİKLE DENİZ ÜRÜNLERİ SALATA VE MARİNATLARIMDA HİÇBİR KORUYUCU KATKI MADDESİ KULLANMIYORUM,

SİZ SİPARİŞİ VERİYORSUNUZ BEN  İMALATA GİRİYORUM.

AVM LERDE RAF ÖMRÜNÜ UZATACAK,ETİKETLERİNDE  E211 SODYUM BENZOAT VE E330 SİTRİK ASİT İÇEREN BİRÇOK PAKETLENMİŞ DENİZ ÜRÜNÜNE RASTLAMIŞSINIZDIR.

İSTERSENİZ SİZE HER İKİ KATKI MADDESİNİN DE ZARARLARINI AŞAĞIDA BELİRTEYİM:

Sodyum Benzoat Zararları Nelerdir?

 

Etkili bir koruyucu olmasına karşılık sağlık açısından da zararlı etkileri vardır.Yapılan araştırmalarda 0.5 gr yukarısında zehirleyici toksit etkisi olduğu tespit edilmiştir.Bununla birlikte;

 
  • Solunum yolu rahatsızlığı, astım gibi bazı olumsuzluklara sebebiyet verebilir.
  • Sodyum Benzoat içerikli gıdaların fazla tüketimi böbrek sorunlarına yol açtığı tespit edilmiştir.Fazla alımı böbrekler tam olarak idrar ulaştıramaz.
  • Genel rahatsızlık olarak alerjilere sebep olabilir.Bu yüzden sodyum benzoat içerikli gıdaların tüketimi sonrasında kaşıntı, kızarma gibi belirtileri yaşıyorsanız derhal doktora danışmanızı tavsiye ediyoruz.
  • Mide ve karaciğer rahatsızlıklarına sebep olabilir.

Sonuç Olarak

Değerli okurlarımız.Sağlık açısından öldürücü etkisi olmasa da birikim sonucu vücudumuza zarar verebilecek bir tehlikeli olarak sınıflandırabileceğimiz katkı maddeleri arasında yer alır.Bu yüzden gıdaları alırken içindekiler kısmını okuyarak almanızı tavsiye ediyoruz.Tüketeceğimiz her ürünün mümkün olan en doğal haline ulaşmaya çalışın

E330 SİTRİK ASİT

Sitrik asit doğal olarak birçok meyve ve sebzede bulunmaktadır. En yüksek oranda limon ve yeşil limonda bulunmaktadır. Doğal bir koruyucu olarak gıda ve içeceklerde ekşi tadı sağlamak için kullanılmaktadır. Ayrıca laksatif ve parasetamol gibi ilaçların içerisinde de bulunmaktadır. Doğal bir katkı maddesi olarak gıdalarda çok düşük miktarlarda kullanılması sebebiyle insan sağlığına etkisi bulunmamaktadır. Ancak özellikle ilaçların çok fazla miktarda kullanılması ile yüksek oranda sitrik asit tüketiminin bazı yan etkileri olmaktadır.

Yaygın Yan Etkileri

Aşırı miktarda sitrik asit tüketiminin görülen en yaygın etkileri mide krampları ya da ağrılar, diyare, mide bulantısı veya kusma ve iştah kaybı olabilir. Özellikle sitrik ait içerikli ilaçların yüksek dozda kullanılmasına dikkat edilmelidir. Böyle durumlarda mutlaka bir doktora başvurulmalıdır.

Kaynak:

http://www.sciencedaily.com/